Hayırlı Cumalar

Cumanız Mübarek Olsun!

İbret Alınacak Hadise

Hz. Ömer müminlerle sohbet ederken huzura üç genç girer. Selam verdikten sonra aralarından en büyük olan genç, adalet sembolü halife Ömer’e döner ve şöyle der;
 
– Ey halife, bu yanımızdaki kişi bizim babamızı öldürdü. Sen ki adaletli bir halifesin. Ne gerekiyorsa yerine getirin. Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek şöyle der;
 
– Bu kardeşlerin söyledikleri doğru mu? Suçlanan genç, kardeşlerin söylediklerinin doğru olduğunu söyler, suçunu itiraf eder. Bunun üzerine Hz. Ömer; – Anlat bakalım nasıl oldu? diye sorar ve genç anlatmaya başlar.
 
– Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde, zengin bir tüccarım. Ailemle beraber gezmeye çıkmıştım ve yolum bu ailenin bahçelerinin olduğu bölgeye düştü. Benim atlarımın arasında bir at var ki, güzelliğine bakan dönüp bir daha bakar. Hayvana ne yaptıysam bu ailenin bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım. Bu kardeşlerin babası içerden bir hışımla çıktı ve atıma bir taş attı, atım oracıkta öldü. Nefsime bu ağır geldi ve bende bir taş attım, babası öldü. Kaçmak istedim fakat bu kardeşler beni yakaladı, durum bundan ibaret dedi. Hz. Ömer genci dinledikten sonra,
 
– Söyleyecek bir şey yok, madem suçunu da kabul ettin, bu suçun cezası idamdır, dedi. Bu karardan sonra delikanlı söz alarak,
 
– Efendim, ben memleketimde zengin bir insanım. Babam rahmetli olmadan önce epey arazi ve mallar bıraktı. Benimde küçük bir kardeşim var. Bu malların ve arazilerin sorumluluğunu akrabalarımdan birisine bırakmak istiyorum. Kardeşim bunları yönetebilecek yaşta olmadığı için babamdan kalan miras heba olmasın. Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz, yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah (cc) indinde sorumlu olursunuz. Bana bir hafta süre verirseniz ben arazilerimi ve mallarımı kardeşim için güvence altına alayım, bu bir hafta içinde yerime birini bulurum. Hz. Ömer bunu kabul eder ve delikanlıya yerine kalabilecek birini bulmasını söyler. Bu topluluğa yabancı olan delikanlı etrafına bakar ve daha yaşarken cennetle müjdelenmiş olan Amr İbn As’ı işaret ederek,
 
– Bu zat benim yerime kalır, der. Amr İbn As ayağa kalkar. – Evet ben kefilim, der ve delikanlı serbest bırakılır. Bir haftanın sonunda vakit dolmak üzeredir ama delikanlıdan bir haber yoktur. Medine’nin ileri gelen zengin aileleri Hz. Ömer’e giderek gencin gelmeyeceğini, dolayısıyla Amr İbn As’a verilecek idam yerine babası öldürülen kardeşlere diyetini vermeyi teklif ederler. Fakat kardeşler razı olmaz.
 
– Babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz, derler. Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir. – Bu kefil babam bile olsa fark etmez, cezayı infaz ederim. Bunun üzerine Amr İbn As tam bir teslimiyet içerisinde,
 
– Bende sözümün arkasındayım, der. Bu arada kalabalıkta bir hareketlenme olur ve delikanlı topluluğa çıkar gelir. Hz. Ömer gence dönerek;
 
– Evladım, gelmemek için fırsatın vardı, neden geldin? Delikanlı vakurla başını kaldırır ve; – Ahde vefasızlık etti demeyiniz diye geldim, der. Hz. Ömer başını bu defa Amr İbn As’a çevirir ve der ki,
 
Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun, nasıl oldu da onun yerine kefil oldun? Amr İbn As şu ibretlik cevabı verir. – Bu kadar insanın içerisinden beni seçti. “insanlık ölmüş” dedirtmemek için kabul ettim, der. Bu konuşulanları dinleyen iki kardeş söze girerler ve şöyle derler.
 
– Biz bu davadan vaz geçiyoruz. Bunun üzerine Hz. Ömer, Biraz evvel Babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz, ne oldu da vaz geçiyorsunuz? diye sorunca kardeşlerin cevabı da ibretlik olur. – Merhametli insan kalmadı demeyiniz diye vazgeçiyoruz.
Share Button

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir